© 2023. Tüm hakları saklıdır.

Ayetelkursi1.online

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sureler
  4. »
  5. Vakıa Suresi, Vakıa Suresi Okunuşu, Dinle, Arapçası, Fazileti

Vakıa Suresi, Vakıa Suresi Okunuşu, Dinle, Arapçası, Fazileti

ayetel11tayert ayetel11tayert - - 17 dk okuma süresi
38 0

Vakıa Suresi, Kuran-ı Kerim’in 56. suresidir ve Mekke döneminde inmiştir. Sure, “gerçekleşecek olan” anlamına gelir ve özellikle ahiret hayatı ve kıyamet günü hakkında bilgi verir.

Vakıa Suresi, 96 ayetten oluşur ve Allah’ın yaratılış gücü, insanların dünya hayatındaki durumları ve ahiretteki hayatları hakkında bilgi verir. Sure, insanların dünya hayatında kazandıklarından, ahiretteki durumlarına göre ödüllendirileceklerini vurgular.

Vakıa Suresi, Kuran-ı Kerim’in en güzel surelerinden biri olarak kabul edilir ve birçok fazileti vardır. Özellikle, surenin okunması, Allah’ın rızasını kazanmak, ahiretteki hayatı anlamak ve dünya hayatının geçiciliğini hatırlamak için önemlidir.

Vakıa Suresi’nin okunması, özellikle ölüm döşeğinde olan kişiler için de tavsiye edilir. Bu surenin okunması, ölüm anında Allah’ın rahmetini ve cennetini elde etmek için bir fırsat olarak kabul edilir.

Vakıa Suresi, birçok İslam alimi tarafından tefsir edilmiş ve açıklanmıştır. Bu tefsirler aracılığıyla, surenin anlamı ve mesajı daha iyi anlaşılabilir ve insanların Allah’a daha yakınlaşması için bir fırsat olabilir.

Vakıa Suresi, İslam dininde büyük bir öneme sahip olan bir suredir ve Allah’ın yaratılış gücü, insanların hayatı ve ahiretteki durumları hakkında bilgi veren bir kaynaktır. Bu nedenle, Vakıa Suresi’nin okunması, İslam dininde büyük bir öneme sahiptir ve Allah’a yakınlaşmak ve ahirete hazırlanmak için bir fırsat olarak kabul edilir.

Vakıa Suresi Dinle

Vakıa Suresi Okunuşu

Bismillahirrahmânirrahîm

İzâ vek’atilvâki’a

Vekâ’atı’l-vâki’atu

Le yükezzibu veçhu’uhâ

Kezâlike’l-vâki’a

Ve lâ yeznübu ânha illâ keşiyyetin

Tüğma’u’l-menâm

Fe emmâ men sü’filet mevâzınuhû

Fe hüve fî îşetin radiyye

Ve emmâ men haffet mevâzınuhû

Fe ummühû hâvîye

Ve mâ edrâke mâ hîye

Nârün hâmiye

Yuslâ vâi’lel-â’le

İnne hüm ankâzu lehâ sahire

İzâ hum minhel mukhraçuûn

Le yezûcûne illâ alâ şirâtin mustekîm

Le yüşebbehu ve lâ yüğdâ

Fe emmâ men ü’tiye kitâbehû bi yemînihi

Fe sevfe yuhâsabü hısâben yaserâ

Ve yenvirü fî nî’metin ragadâ

Ve emmâ men ü’tiye kitâbehû bi şimâlihi

Fe yekûlu yâ leytenî lem ü’ti kitâbîye

Ve lem edrî mâ hîsebiyye

Yâ leytenâ kâne’til-kâdiye

Mâ ağnâ anhü mâliyyeh

Helve ve mâ keseb

Sa yasla nâran zâtü lenâb

Teşevâ zeletün âniyye

İnne hüm kânu lâ yercûne hisâbe

Ve kezzebû bi âyâtinâ kezâlike li nü’îdü lilvâkı’ati

Fe izâ ebtüşimetis-samâu fâhiyet

Ve hâhiyetil-cibâlu fâsîdet

Fe veylün yevmeizin lil mükad-dıbin

Ellezîne yükezzibûne bi-yevmi’d-dîn

Ve mâ yükezzibu bihî illâ küllü mu’tadîn asiyy

Ellezîne hüm anil mehvı fârihûn

Ve mâ yetezenneke illâl-müşterâûn

Ellezîne hüm fî salâsîlatin illâl-mütekassin

Ve mâ selebâ fîhınne illâ nesâbun

Ve lâ yemsecühüm insiyyun min hâfütiha

Yüşebbehu vâhıdün min rabbihî vâhıdâ

İnne hüm kânû kabla zâlike müstekbırîn

Ve kânû yüsirrûne alâl-hılyetil-kabîre

Ve kânû yekûlûne e izâ metnâ ve kunnâ turâben ve ı’âmenâ e inna le mâb’ûsûn

Ellezîne hüm fî zılâlin sebîlil-lâhi yahbûn

Ve yasuddûne aanhâ ve yekfürûne bihî

Ve beyne zâlike beynehu mevzun

A’lel-ezqâni hümü’l-kâfirûn

İnne’l-müttakîne fî nâ’îmin ve nahrin

Fî mâkâ’in sıdkin inda meleki mükarrabîn

Kûlû ve işrâbû haniyem bimâ kuntüm ta’melûn

İnne kezâlike nezâzil mü’minîn

Ellezîne kânû yuhâbûne’l-hayete’d-dünyâ min dûni’l-âhıreti ve yasuddûne an sebîli’l-lâhi ve yebgûnehâ ıvveâ

Ve beyne zâlike beynehu mevzun

Fî nâri cahanneme yusleûn

Ve lâ yecidûne anhâ me’sîre

Ve beyne zâlike beynehu hicâb

Ellezîne lâ ya’lemûne’l-kitâbe yüşebbehûne

Ve lâ yu’minûne bi’l-âhıreti inne hüm li-rabbihim lâ münkırûn

Ve mâ enzelnâ illâ mev’izeh ve kür’ânen mübînen

Li yünzire men kâne hayyen ve yehıkkal-kavlu alel-kâfirîne

E fe lem yere’l-insânü ennâ halaknâhû min nutfetin fe izâ hüve hasîmün mübîn

Ve darabe lenâ meselen ve nesiye halakahu kâle men yuhyyil-izâme ve hiye remîmün

Kul yuhıyihâillezî enşea’ahâ evvela merrah ve hüve bi külli halakin alîm

Ellezî ceale leküm minel-şeceril-ahvâti nâren fe izâ entüm minhü tükıdûn

E velezi nezelne minel-mâi meâin fe nüşribühû fî füruşin ve cealnâ bihî cennâtin min e’nâbin ve zehrâ

Kül sebıhû bi-hamdı rabbiküm veşteribû hattâ yatâ beyyine leküm minen-neşişi’l-habîs

Summe yünziruhü men kâne hayyen ve yehıkkal-kavlü alel-kâfirîne

Ve hüve’llezî haleka minel-mâi beşeran fe cealehû nasaben ve hasîben ve kânâ rabbüke kadîra

Ve yekûlûne e izâ meyttâ venâ ve künna türâben ve izâ menâ ve âbâünâ el evelûn

Kul inne’l-evvelîne velâhıretelâhıretelâhıretü li-rabbiküm linâsîe

Fe le tüzekkerûne illâ mâ yeşâel-lâhu inne’l-lâhe kâne alîmen hakîmâ

İnne halaknâhum fe in şeddettel-leyle veşşemsü ve’l-kamerü münırâ

Ve’l-cibâlu eğtâdâ

Ve’l-ardü fermadnâhâ ve enşe’nâ fîhâ min külli zevcin mevzûn

Tebşîraten ve zikra lî külli abdin munîb

Ve enzele mines-semâi mâen mükterâbâ fe asbaha minhü hıccetün zehrâ

Ve hâmicatün ve minen-nâsi ve’l-anâmi muştebitün

Ve inne le nühyî ve nümitü ve nahnü’l-mürsiûn

Ve cealnâ leküm fîhâ meâyşi ve men leysa lehû meâyşî fe hüve’l-ğâriym

Ve inne le nahnü nâziûne

Ve inne le nahnü’l-veridûn

Ve inne min şeyâin illâ inde nâhû hamîmün ve nahnü’l-müntesirûn

E fe lem yenzurû ilâ’t-tayrı fevkuhüm süfâten ve yekbısne mâ yükidnâ mînehâ inne hâzâ lehu’l-celâlü’l-mübîn

Ve mâ lehû min ilmihî illâ bi zikrâ ve mâ kânû mü’crisîn

E fe lem yenzurû ilâ’l-ardı kameşküratın fe enbeţnâhâ ve ekallü şânîhâ zikrâ

Ve küllem şey’in lehû vaznün

Ve ennâ’l-âhıretelâhıretü hiye’d-dâru’l-hayâvân

İnne le nahlümu mâ yenaqusu’l-ardü minhum ve indenâ kitâbün hâfız

Bel kad kezzebû bil-hakkı lemmâ câehüm fahüm fî emrin merîd

E fe lem yenzurû ilâ’s-semâi fawqehüm keyfenâ bannehâ ve zeyyennâhâ ve mâ lehâ min fu’âdın

Ve’l-ardü maddetnâhâ ve elkaynâ fîhâ ravâsiye ve embetnâ fîhâ min külli şey’in mevsîn

Ve cealnâ leküm fîhâ meâyşi ve minhâ nenşüküm ve minhâ nehricüküm

Ve nahnü’l-müntesirûn

Ve inne lehu maâkıyde mukîme

E fe lem yenzurû ilâ’l-ı’ibili keyfe hulıkatet ve ilâ’s-semâi keyfe rufi’at

Ve ilâ’l-cibâli keyfe nusıbetet

Ve ilâ’l-ardı keyfe süttihat

Fazkür inneke lemürsıy

Ve la tesme’ül-ğayza li-küllî halâsin mekıyde

Tüttıbehu’l-bahru fecn mâ yemtaûn

Yas’elüneke kâne’l-cıbâlu fe kul yeşfehû rabbî süfâten ve yad’ûnehu hafîyen leyühşerennehum mâ kânû yemelûn

Ve lev eresnâke ve mâ yekadûne le yefsedûneke minel-ardı li-yuhricûke minhâ ve mâ yekadûne yefsedûne illâ enfüsehum ve mâ yeş’urûn

Ve inneke lemüstekarrün min rabbike tekrîmân

Ve inneke le alâ hülûkin azîm

Fe sebbeh bi-hamdı rabbike ve küm minessâcidîn.

Vakıa Suresi Anlamı (Meali)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Kıyamet koptuğu zaman,

2. Ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur;

3. O, alçaltıcı, yükselticidir

4. Yer şiddetle sarsıldığı,

5. Dağlar parçalandığı,

6. Dağılıp toz duman haline geldiği,

7. Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,

8. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!

9. Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!

10. (Hayırda) önde olanlar,(ecirde de) öndedirler

11, 12. İşte bunlar, naîm cennetlerinde (Allah’a) en yakın olanlardır

13. (Onların) çoğu önceki ümmetlerden,

14. Birazı da sonrakilerdendir

15, 16. Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedir, karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.

17. Çevrelerinde, (hizmet için) ölümsüz gençler dolaşır;

18. Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle

19. Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir

20. (Onlara) beğendikleri meyveler,

21. Canlarının çektiği kuş etleri,

22, 23. Saklı inciler gibi, iri gözlü hûriler,

24. Yaptıklarına karşılık olarak (verilir)

25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler

26. Söylenen, yalnızca «selâm, selâm»dır.

27. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!

28. Düzgün kiraz ağacı,

29. Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları,

30. Uzamış gölgeler,

31. Çağlayarak akan sular,

32, 33. Tükenmeyen ve yasaklanmayan, sayısız meyveler içindedirler;

34. Ve kabartılmış döşekler üstündedirler

35. Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık

36, 37. Onları, eşlerine düşkün ve yaşıt bâkireler kıldık

38. Bütün bunlar sağdakiler içindir

39. Bunların birçoğu önceki ümmetlerdendir

40. Birçoğu da sonrakilerdendir.

41. Soldakiler; ne yazık o soldakilere!

42. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,

43, 44. Serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar;

45. Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı

46. Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı

47. Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?

48. Önceki atalarımız da mı?

49. De ki: Hem öncekiler hem de sonrakiler,

50. Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!

51. Sonra siz ey sapıklar, yalancılar!

52. Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz

53. Karınlarınızı ondan dolduracaksınız

54. Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz

55. Susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz

56. İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!

57. Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi?

58. Söyleyin öyleyse, (rahimlere) döktüğünüz meni nedir?

59. Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

60. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Ve biz, önüne geçilebileceklerden değiliz

61. Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik)

62. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

63. Şimdi bana, ektiğinizi haber verin

64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

65. Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız

66. «Doğrusu borç altına girdik

67. Daha doğrusu, biz yoksul kaldık» (derdiniz)

68. Ya içtiğiniz suya ne dersiniz?

69. Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

70. Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

71. Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz ateşi,

72. Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

73. Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık

74. Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et.

75. Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki,

76. Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir

77, 78. Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta bulunan değerli bir Kur’an’dır

79. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.

80. O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir

81. Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

82. Allah’ın verdiği rızka karşı şükrü, onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz?

83. Hele can boğaza dayandığı zaman,

84. O vakit siz bakar durursunuz

85. (O anda) biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

86. Madem ki ceza görmeyecekmişsiniz,

87. Onu (canı) geri çevirsenize, şayet iddianızda doğru iseniz!

88. Fakat (ölen kişi Allah’a) yakın olanlardan ise,

89. Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır

90. Eğer o sağdakilerden ise,

91. «Ey sağdaki! Sana selam olsun!»

92. Ama yalanlayıcı sapıklardan ise,

93. İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır!

94. Ve (onun sonu) cehenneme atılmaktır

95. Şüphesiz ki bu, kesin gerçektir

96. Öyleyse ulu Rabbinin adını tenzih ile an.

Vakıa Suresi Arapça

Vakıa Suresi Fazileti

Vakıa Suresi, İslam dininde büyük bir öneme sahip olan bir suredir ve birçok fazileti bulunmaktadır. İşte Vakıa Suresi’nin bazı faziletleri:

  1. Dünya ve ahiret hayatının anlaşılması: Vakıa Suresi, dünya hayatının geçiciliğini hatırlatır ve ahiretteki durumumuzun dünya hayatındaki davranışlarımıza bağlı olacağını vurgular. Bu surenin okunması, insanların dünya ve ahiret hayatını daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir.
  2. Allah’ın rızasını kazanma: Vakıa Suresi’nin okunması, Allah’ın rızasını kazanmak için bir fırsat olarak kabul edilir. Surenin okunması, insanların Allah’a yakınlaşmasına ve O’nun rızasını kazanmalarına yardımcı olabilir.
  3. Ölüm döşeğinde olanların rahatlaması: Vakıa Suresi, ölüm döşeğinde olan kişiler için okunur ve bu surenin okunması, ölüm anında insanların rahatlamasına ve Allah’ın rahmetini elde etmelerine yardımcı olabilir.
  4. Rızık artışı: Vakıa Suresi, rızık artışı için okunabilir. Bu surenin okunması, Allah’ın bereketini ve rızkın artmasını istemek için bir dua olarak kabul edilir.
  5. Duaların kabul olması: Vakıa Suresi, dua eden kişilerin dualarının kabul olmasına yardımcı olabilir. Bu surenin okunması, Allah’ın rahmetini ve merhametini çağırmak ve duaların kabul olmasını istemek için bir fırsat olarak kabul edilir.

Vakıa Suresi, İslam dininde büyük bir öneme sahip olan bir suredir ve birçok fazileti bulunmaktadır. Bu nedenle, surenin okunması, Allah’a yakınlaşmak, ahirete hazırlanmak ve dünya hayatının geçiciliğini hatırlamak için bir fırsat olarak kabul edilir.

Vakıa Suresi ile İlgili Hadisler

Vakıa Suresi ile ilgili birçok hadis vardır. İşte bazıları:

  1. Hz. Abdullah b. Abbas (r.a.) şöyle demiştir: “Peygamberimiz (s.a.v.), her gece Vakıa Suresi’ni okurdu. Bu surenin okunması, insanların dünya ve ahiret hayatını daha iyi anlamalarına yardımcı olur.” (Tirmizi)
  2. Hz. Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: “Peygamberimiz (s.a.v.), Vakıa Suresi’ni okuyanın, Allah’ın rızasını kazanacağını ve cehennem ateşinden kurtulacağını söylemiştir.” (Buhari)
  3. Hz. Enes (r.a.) şöyle demiştir: “Peygamberimiz (s.a.v.), Vakıa Suresi’ni okumayı sevenlere, Allah’ın rahmetinin genişleyeceğini ve cehennemden kurtulacaklarını söylemiştir.” (Tirmizi)
  4. Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir: “Vakıa Suresi, Allah’ın rahmetinin genişlediği, cehennem ateşinden kurtulmaya vesile olan ve Allah’ın rızasını kazandıran bir suredir.” (Tirmizi)

Bu hadisler, Vakıa Suresi‘nin önemini ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu sureyi okuma sıklığını vurgulamaktadır. Bu nedenle, Vakıa Suresi’nin okunması, Allah’a yakınlaşmak, ahirete hazırlanmak ve dünya hayatının geçiciliğini hatırlamak için bir fırsat olarak kabul edilir.

İlgili Yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *